Friday, April 18, 2008

On Produceability

"Üretebilmek Üzerine”

nüans, Düsseldorf işbirliği ile
www.nuans.de

26 Nisan – 17 Mayıs 2008
5533, İMÇ 5. Blok no: 5533
Ziyaret günleri ve saatleri: Çarşamba-Cmt. / 13:00-18:00

26 Nisan Cmt. 
Açılış
Adrian Lee sergi açılışını duyuran bir etkinlik düzenliyor. Kendisi, insan ve hayvan karakteristiklerini içinde barındıran ancak ikisi arasında bulanık bir noktada duran, sempatik bir figürü mekanın kullanımına dikkat çekmek ve ziyaretçileri cezbetmek için hayata geçiriyor. 
13:00 / 5533


30 Nisan Çarşamba
PROP – Proud to be a VIP
dergi tanıtımı
Mekan bilgisi duyurulacaktır

3 Mayıs Cmt.
Yeni Ürünler!
13:00 / 5533

17 Mayıs Cmt.
Katja Stuke, Oliver Sieber: Böhm Handelszentrum
sanatçı konuşması
16:00 / 5533

Etkinlik programı devamlı güncellenecektir.

Nisan Ayı İtibariyle Davetli Sanatçılar:

Adrian Lee
Londra, Ahmet Öğüt İstanbul / Amsterdam, Allen Grubesic Stockholm, Anna Blessmann & Peter Saville Londra, Aslı Cavuşoğlu İstanbul / Weimar, bliin Amsterdam, The Centre of Attention Londra, Claudia Weber Berlin, Dirk van Lieshout Rotterdam / Seoul, Elmas Deniz İstanbul, Esther Kläs Düsseldorf, Katja Stuke & Oliver Sieber: Böhm Handelszentrum Düsseldorf, Isa Melsheimer Berlin / İstanbul, Jakob Kolding Berlin, Jerome Symons Rotterdam, Kim Schönstadt Los Angeles, Kristina Stoyanova Düsseldorf, Marjolijn Dijkman Rotterdam, Reinaart Vanhoe Rotterdam, Wynn Dan Paris

“Üretebilmek Üzerine” İstanbul’u çıkış noktası olarak alan ve süreç içinde farklı mekanlarda, yeni sanatçıların ve üretimlerinin sunumlarıyla gelişecek uluslararası bir grup sergisidir. Proje; ürün, üretim ve bu faktörlerin toplumdaki yeri üzerine bir inceleme yapma arzusundan kaynaklandı. Proje için İstanbul'a davet ettiğimiz sanatçılar; yerel üreticilerle çalışarak, üretim şartlarına atıfta bulunan, buradaki durumu yansıtan ve üretim sürecinin küresel boyutuna değinen yeni işler üretecekler. Sanatçıların bir kısmı da proje taslaklarını gerçekleştirerek İstanbul'da üretilmesi için Altı Aylık ve nüans'ı aracı olarak kullanacak. Üretim kaynaklarına ulaşmak açısından İstanbul en zengin şehirlerden biri. Varoşlardaki tekstil, konfeksiyon atölyelerinden, Tahtakale'deki, Mahmutpaşa'daki binbir çeşit eski handa, dar sokak larda konuşlanan küçük dükkanlara; Galata'daki neon üreticilerinden Karaköy'de onlarca çeşit elektronik malzeme satıcısına kadar İstanbul geniş bir skala sunuyor. Üretim süreci, AB ülkeleri gibi hizmet toplumu ülkelerinde, şehrin yaşamından neredeyse tamamen dışlanmışken, İstanbul'da günlük hayatın önemli dinamiklerinden biri. Bu ülkelerde sunulan ürünlerin çoğu, farklı ülkelerde üretilip ithal edilirken, İstanbul'da ise bu kaynaklar ulaşılabilir ve şeffaf. Bu özellikleriyle Türkiye, dünya endüstrisi bağlamında Avrupa'da tercih edilen üretim merkezlerinden biri olarak adlandırılabilirken, parametreler gittikçe üretime dayalı bir toplumdan, büyük alışveriş merkezlerinin, tek tipleştirilmiş uluslararası markaların baskısı altında tüketime dayalı bir topluma doğru kayıyor. Bu değişimin hızı aynı zamanda çok canlı bir ortam yaratıyor. Bu projedeki ilgi alanımız, toplumun içinde bulunduğu dönüşümü temsil eden ürünleri gözlemlemek, anlamak ve sanatçılar aracılığıyla müdahelede bulunmak. Proje süresince birlikte çalışılan üreticilerin kartları toplanarak proje sonunda küçük bir rehber kitap haline getirilecek ve süreci belgeleyen bir de katalog hazırlanacak.

26 Nisan'da 5533'de başlayacak olan proje, Temmuz ayında yeni üretimlerle Apartman Projesi'nde olacak. “Üretebilmek Üzerine” Kunstvlaai (Amsterdam, Mayıs 2008), New Talents (Köln, Ağustos 2008) sergilenecek.

Bu proje Kunststiftung Nordrhein Westfalen, Almanya; Goethe Institut, İstanbul; The British Council; The Swedish General Consulate, İstanbul ; WASP t-shirt, İstanbul; Josefine Backerei & Cafe, İstanbul; Platform Garanti, İstanbul; 5533, İstanbul tarafından desteklenmektedir.



"On Produceability"

in collaboration with nüans, Düsseldorf
www.nuans.de


26 April to 17 May 2008
@5533, İMÇ Blok 5 No: 5533
Visiting hours: Wed-Sat 1pm to 6pm


26 April / at 1pm
Opening

Adrian Lee has kindly offered to provide additional promotional support for the opening of the exhibition. A congenial, anthropomorphic device has been produced that will highlight the purpose of the space and help attract visitors. 
5533

30 April / at 8pm
PROP-Proud to be a Vip
Magazine Presentation
venue to be anounced later

3 May / at 1pm
New Products!
5533

17 May / at 4pm
Katja Stuke, Oliver Sieber: Böhm Handelszentrum
Artist talk and finissage
5533


Program will be constantly updated


Invited Artists until now:

Adrian Lee London, Ahmet Öğüt Istanbul / Amsterdam, Allen Grubesic Stockholm, Anna Blessmann & Peter Saville London, Aslı Cavuşoğlu Istanbul, bliin Amsterdam, The Centre of Attention London, Claudia Weber Berlin, Dirk van Lieshout Rotterdam / Seoul, Elmas Deniz Izmir / Istanbul, Esther Kläs Düsseldorf, Katja Stuke & Oliver Sieber: Böhm Handelzentrum Düsseldorf, Isa Melsheimer Berlin / Istanbul, Jakob Kolding Berlin, Jerome Symons Rotterdam, Kim Schönstadt Los Angeles, Kristina Stoyanova Düsseldorf, Marjolijn Dijkman Rotterdam, Reinaart Vanhoe Rotterdam, Wynn Dan Paris

"On Produceabilty" is an international composed and organised groupshow that has its starting point in Istanbul and is then going to travel and develop throughout European venues.
Our project is about products, production and their placement in society. We invite artists to Istanbul to reflect on and refer to local conditions and global dimensions of production by creating new artworks.
In Istanbul the steps of the production processes are often located in the immediate neighbourhood and become transparent and accessible. They are not externalised like in most service societies like Germany or other EU countries. Manufacturing is still part of the everyday life. While Turkey is a preferred production location of Europe in the context of world industry the parameters are shifting from a production based to a consumption oriented society with overwhelming shopping malls and standardised franchise companies. The rapidity and the simultaneousness of this development creates a situation that is highly vibrant. Our interest is to observe, understand and interfere this state of society being in transisssion represented by its products.
With their travel to Istanbul the artists have the possibility and opportunity to use the huge number of large and small manufacturing places to take advantage of and to use this transparency of production for their artistic purpose.
We are convinced that the high grade of accessibility and interfereability of production processes in Istanbul will lead to unique works of art.

"On Produceability" - Tournee:

Amsterdam, Kunstvlaai, 10-18 May 2008
Istanbul, July 2008
Cologne, New Talents!, August 2008


With kind support of:
British Council, Goethe Institute Istanbul, Kunststiftung Nordrhein-Westfalen, Consulate General of Sweden, WASP t-shirt, Josefine Backerei & Cafe, Platform Garanti, 5533


Saturday, February 02, 2008

Mevsim görüntüleri: Kış//Season screenings: Winter



„Mevsim görüntüleri: Kış”
5-21 Şubat 2008
Salı - Çarşamba - Perşembe, Saat 20:00-22:00

Adel Abidin ve Silvia Götz tarafından üretilen iki ayrı video film, Şubat ayında Altı Aylık mekanında izlenilebilir.
Her iki videoda ortak olan; kar... Çok miktarda kar olmasıdır...
Adel Abidin
VACUUM
2006

BİRİSİ, FİNLANDİYA KIŞI İÇİN BİR ŞEY YAPMAK ZORUNDA!
Finlandiya'da sürüp giden sert kış koşullarından yeterince nasibini almış biri olarak sonunda hareket etmeye karar verdim. Su geçirmez bir elektrik süpürgesi ve video kamera ile donmuş denize gittim ve işe başladım.
Adel Abidin 1973 yılında Bağdat’ta doğdu. Sanatçı Helsinki - Finlandiya’da yaşamakta ve çalışmaktadır.
www.adelabidin.com

Silvia Götz
GRAND CANYON
2006

Alplerin üzerinde muazzam panaromik görüntü, gökyüzünde sadece bir kaç bulut, beyaz kar, yüksek dağ bölgesi. Wagner’in “Tristan ve İsolde”sinin eşliğinde bir bayan dağcı tek başına görüntüye girer. Onun sarı tulumu karlı görüntüye rağmen hemen göze çarpar. Tırmanış yolunda kadın bir kayanın üzerine çıkar ve buz baltasını gevşetir. Buz baltası büyük bir kanyondan aşağıya düşer. Kadın ürkütücü kayalara doğru tırmanmaya devam eder ve bu sırada buz baltası olmaksızın tırmanmaya devam etmesinin çok da mümkün olmadığını hissedersiniz.
Silvia Götz 1978 yılında doğdu. Sanatçı Hamburg - Almanya’da yaşamakta ve çalışmaktadır.
www.silviagoetz.com
***************************
„Season screenings: Winter“
February 5-21, 2008
Tuesday-Wednesday-Thursday 20-22pm

In February Alti Aylik is showing two video works by Adel Abidin and Silvia Götz. Both in common is the snow, lots of snow.
Adel Abidin
VACUUM
2006

SOMEONE HAS TO DO SOMETHING ABOUT THE WINTER IN FINLAND!
Having suffered enough of the interminably harsh winter in Finland, I finally decided to act.
With a waterproof vacuum cleaner and a video camera, I went to the frozen sea and started to work…
Adel Abidin, born in Baghdad 1973 lives and works in Helsinki- Finland.
www.adelabidin.com
Silvia Götz
GRAND CANYON
2006

Grand panoramic view over the Alps, only a few clouds at the sky, white snow, high mountain region. To the sounds of Wagners „Tristan and Isolde“ a female mountaineer enters the image alone. Her yellow overall stays in contrast to the niveous landscape. On her way to the top, the woman climbs up a rock and looses her ice axe. The ice axe falls down a grand canyon. The woman continues climbing towards the threatening rocks and you sense that she is less likely to succeed without her ice-axe.
Silvia Götz, born in 1978, lives and works in Hamburg- Germany.
www.silviagoetz.com

Saturday, November 10, 2007

A ve B neredeyse denk / A and B is almost equal






A ve B neredeyse denk
16 Kasım-15 Aralık
Açılış: 16 Kasım Cuma/ 19:00
Ziyaret Saatleri: Perşembe-Cuma-Cumartesi
19:00-21:30


Altı Aylık, Alina Viola Grumiller ve Bengü Karaduman’ in A ve B neredeyse denk adlı projesiyle 16 Kasım’da açılıyor.

A ve B neredeyse denk, matematiksel bir parametre. İki değer birbirinden farklı olmasına rağmen, aralarındaki karşıtlık hissedilmeyecek kadar az. Neredeyse eşit denecek kadar birbirlerine yakınlar.

Bu matematik formülü günlük yaşamımıza bir referans olarak alınabilir. Farklı sosyal ve ekonomik geçmişlere sahip olmamıza rağmen, hepimiz istisnasız zamanımızın değişen gerçekleriyle her gün karşı karşıya kalıyoruz: Medyanın bombardımanı, bilginin sürekli akışı, şehrin hızı, tüketim toplumunun baskısı ve gündelik hayatın başdöndürücü devinimi. Bu değişimler, bireylerin kimlik algısını kırarak sebep olduğu sıkışıklıkla, yavaş yavaş şizofren bir toplum yaratıyor. Bu durum, akışkan bir zemin üzerinde yürümeye çalışmaya benziyor.

A ve B neredeyse denk iki sanatçı arasında diyalog başlatarak, günlük yaşama ait durumları ortak bir çalışmada görünür kılmayı amaçlıyor. Bu iki sanatçı problemleri nasıl tanımlıyorlar? Ne tür direnme stratejileri oluşturuyorlar? Yolumuzu bulmaya çalışırken biz bu durumun üstesinden n
asıl geliyoruz?

Sanatçı Bengü Karaduman video işinde, birbirleriyle bağlantısı yokmuş gibi görünen objeler ve durumlar kullanıyor. Siluet ve gölgeler, beyaz bir alan içerisinde kayarcasına önümüzden geçiyor. Günlük yaşamdan, medyadan, eve ve yaşama dair araç ve gereçlerden oluşan eşyalar ve durumlar bütünü, kimliklerin çeşitliliğine ve birbirine paralel olarak var olmalarına işaret ediyor. Hareket halindeki kolaj, gündüz görülen karmaşık bir rüya benzeri absürd bir karşılaşmaya dönüşüyor.

Sanatçı Alina Viola Grumiller’in desenleri Altı Aylık’ın kullandığı mekanın mimarisine uyum sağlayarak mekana dahil oluyor. Mekana yayılan ve mekanla birleşen çizimler çeşitli objelerin ve durumların karşılaşmasını tarif eden bir kılavuz oluşturuyor. Bu desenler anılarımızı canlandırırken, belleğimizde yer alan imajların arşivini gözler önüne seriyor, onları tekrar tanımlamamıza aracı oluyor. Grumiller’in desenlerinden oluşan kolajlar, çerçevelenmiş beyaz t-shirtler üzerinde yer alacak. Kimse tarafından giyilmeyecek olan bu t-shirtler asli görevini yerine getirmek yerine sanatsal bir malzemeye dönüşüyor.



A and B is almost equal
16 November-15 December
Opening: 16 November / at 7pm
Visiting Hours: Thursday-Friday-Saturday
7pm-9:30pm


Alti Aylik will open its doors in a new space with a project titled A and B is almost equal showing the work of the two artists Alina Viola Grumiller and Bengü Karaduman from November 16th to December 15th, 2007.

A and B is almost equal is a mathematical parameter. Though two units are different from each other, the contrast between them is almost invisible, so they are close enough to name as almost equal.
This mathematical phenomenon could be taken as a reference point to our daily lives, even though we all come from different social and econominal backgrounds, we still face the changing realities of our time without any exception: We are bombarded by the media, the flow of information, speed of the city, consuming society and many other aspects every day. These changes cause a schizophrenic society which is not able to recognize its manifold of identities. It creates the situation similar to walking on fluid ground.

A and B is almost equal aims to create a dialogue between two artists that is formed as an exhibition regarding the problematics of daily life. How do these two artists formulate the problems? How do they build up resisting strategies? How do we find ways to cope with this situation?

With her video work, the artist Bengü Karaduman uses different objects which at first glance, do not seem to be connected to each other. In the style of silhouettes and outline drawings, the images float through a white room. These objects are taken from everyday life; the media, the household and point on a variety of identities. They create a moving collage which turnes into an absurd encounter, like a chaotic daydream.

Alina Viola Grumiller’s drawings spread into the space and incorporate the given architecture. They map out the environment and create a guideline of encounters with various objects and circumstances. In addition to the wall drawings, these images appear printed as collage on the T-shirts. Montaged on the wall, these framed T-shirts are set in relation to the mural that surrounds it. As the images touch upon our memories, reminding us of images that we have archived in our heads we in turn mediate to redefine them.